sağlık - Biyoteknolog - Blogcu



<

7/3/2009 - Hamilelik Döneminde Nasıl Beslenmeli?

Kategori: saglik

Hamilelik Döneminde Nasıl Beslenmeli?

 

Hamile olduğunuz  dönemde bazı yiyeceklerden uzak durmanız gerekir çünkü bunlar hastalanmanıza ya da bebeğinizin zarar görmesine neden olabilir. 

Bazı peynir türleri
Camembert, Brie ya da chevre (Keçi sütüyle üretilmiş bir peynir türü) ve rokfor peynirinden uzak durmanız gerekir.

Bu peynir türleri, humustan yapılmıştır ve bebeğinize zarar verebilecek listeriya bakterisini içerir.

Pate (Et ve Ciğer Ezmeleri)
Tüm pate türlerinden özellikle de sebzeli olanlarından uzak durun. Çünkü pate, listeriya içeriyor olabilir.

Çiğ ya da az pişmiş yumurtalar
Çiğ yumurta ve çiğ ya da az pişmiş yumurta içeren yemeklerden uzak durun. Beyazı ve sarısı iyi pişmiş yumurtaları yiyebilirsiniz. Böylece bir tür kan zehirlenmesi olan salmonelladan korunmuş olursunuz.

Çiğ ya da az pişmiş et
Sadece iyi pişmiş etleri tercih edin. Özellikle kümes hayvanlarının etleri ve sosis ve köfte gibi et çeşitleri için bu geçerlidir.

Çiğ ete dokunduktan sonra mutlaka ellerinizi yıkayın. Çiğ yiyecekler, zehirleyici olabilir bu yüzden yenmeye hazır yiyeceklerden her zaman ayrı tutulmaları gerekir.

Ciğer ürünleri ve A vitamini içeren destek ürünleri
Fazla A vitamini tüketmemeye dikkat edin. Pate gibi ciğer ve ciğer ürünlerini, A vitamini içeren destek ürünlerini ve yüksek miktarda bu vitamini içeren balık yağını tüketmeyiniz. A vitami almaya ihtiyacınız vardır ancak bu vitamin, doğmamış bebeğiniz için zararlı olabilir. Uzmanınız ya da bebek hemşirenizden daha fazla bilgi alabilirsiniz.

Bazı balık türleri
Hamilelik süresince balık türlerinin bazılarını fazla yememeniz, bazılarını ise hiç yememeniz gereklidir.

Köpek balığı, kılıç balığı ve marlin balığı yemeyin. İçinde bulunan civadan dolayı ton balığını da fazla (en fazla 140 gr. pişmiş ya da 170 gr. çiğ) tüketmemeniz gerekir. Civanın fazla tüketilmesi, bebeğin sinir sistemi için zarar verici olabilir.

Haftada iki porsiyondan fazla yağlı balık yemeyiniz. Konserve olmayan ton balığı, uskumru, sardalye ve alabalık yağlı balıklara örnektir.

Ancak balık yemenin sağlığınız ve bebeğinizin gelişimi için faydalı olduğunu unutmayın bu yüzden haftada iki porsiyon balık yemeniz gerekir ve bu porsiyonlardan bir tanesi yağlı balık olabilir.

Az pişmiş hazır yemekler
Az pişmiş hazır yemeklerden uzak durun. Eğer yemek isterseniz, mutlaka tam olarak pişmiş olanları tercih edin.

Çiğ su kabukluları
Hamileyken çiğ su kabuklularından uzak durmanız gerekir çünkü çiğ su kabukluları, yemek zehirlenmesine neden olabilen bakteri ve virüsleri içeriyor olabilir.

Alkol ve kafein
Hamile olduğunuz dönemde, alkol almayı bırakmanız en doğru tercih olacaktır. Ancak yine de canınız alkol çekerse, haftada 1 ya da 2 defa, alkol oranı normal bir içkiden yaklaşık 250 ml.  alabilirsiniz. 

Her gün aldığınız kafein miktarını da azaltmanız gerekir, ancak bu miktarı sıfırlamanıza gerek yoktur. Kafein; kahve, çay, çikolata, bazı alkolsüz içecekler ve enerji içeceklerinde bulunur.

Günde 300 mg.’dan fazla kafein almamanız gerekir. Aşırı kafein alımı, bebeklerin doğum ağırlıklarının az olmasına ve hatta düşüğe neden olur.

Aşağıdakilerin her biri yaklaşık 300 mg. kafein içermektedir.
• 3 fincan hazır kahve
• 3 fincan çekilmiş kahve
• 6 fincan çay
• 8 kutu kola
• 4 kutu enerji içeceği
• 8 parça sade çikolata barı
Sütlü çikolatadaki kafein miktarı, sade çikolatadakinin yarısı kadardır. 

Eğer bir adet sade çikolata, 3 fincan çay, bir kutu kola, ve bir fincan hazır kahve içerseniz, 300 mg. limitine ulaşabilirsiniz.

Bazı soğuk algınlığı ve grip ilaçlarında da kafein bulunduğundan dolayı, bu ilaçları kullanmadan evvel uzmanınıza danışmanız gerekir.alıntı

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

25/2/2009 - REFLÜ HASTALIĞI

Kategori: saglik

REFLÜ HASTALIĞI



Reflü ne demektir?

Mide asidinin, anormal bir şekilde
yukarı doğru çıkarak yemek borusuna ve boğaza gelmesidir. Normalde
mide ile yemek borusu arasında bulunan kaslar asit salgısının yukarı
kaçmasına izin vermez. Ancak bazı hastalıklarda bu kaçış olabilir.
Eğer bu asit kaçağı yemek borusuna kadar geliyorsa gastroösefageal
reflü (GÖR), boğaz ve gırtlak bölgesine kadar geliyorsa
laringofarengeal reflü (LFR) adı verilir. Reflü çok sık görülen bir
durumdur. Bu bazen hastaların çok üzerinde durmaması bazende
doktorların bu hastalığı ön planda düşünmemesi nedeniyledir.

Reflü neden olur?
Reflü oluşmasını kolaylaştıran bazı
faktörler vardır. Bunlar şu şekilde sayılabilir:


  • Mide ile yemek borusu arasındaki, kasların yaptığı kapağın
    gevşemesi
  • Mide fıtığı
  • Şişmanlık
  • Mideden fazla asit salgılanması
  • Mideden yiyeceklerin barsaklara geçişinin yavaşlaması
  • Sigara ve alkol kullanımı
  • Fazla yağlı yiyeceklerin yenmesi
  • Mideye bir seferde aşırı besin gönderilmesi
  • Sırt üstü yatmak

Ne gibi şikayetler yapar?

Reflü olan hastalarda bazen hiç bir şikayet olmaz. Ancak
reflünün şiddetine göre hastayı çok fazla rahatsız edebilir. Eğer
sadece yemek borusuna kaçış varsa, göğüste yanma, sindirim
bozukluğu, hıçkırık ve bazen yalancı kalp ağrısı gibi şikayetler
yapar. Eğer asit salgısı boğaza kadar yükseliyorsa boğazda gıcık
hissi, yabancı cisim hissi, kronik öksürük, ses kısıklığı gibi
şikayetler yapar. Gıcık hissinden dolayı hastalarda sürekli boğazı
temizleme refleksi oluşabilir. Boğazla ilgili şikayetler olduğu
zaman mutlaka yemek borusu ve mide ile şikayetlerinde beraber olması
şart değildir. Reflü sadece KBB ile ilgili şikayetlerle kendini
gösterebilir. Çünkü yutak ve gırtlak asit salgısına yemek borusundan
daha hassastır.

Muayenede ne görülür?
Laringofaringeal reflüsü olan
hastaların muayenesinde çok tipik bulgular görülmez. En dikkat çeken
bulgu ses tellerinin arka kısmında kızarıklık ve tahriştir. Bunun
dışında başka bulgu görülemeyebilir.

Nasıl teşhis edilir?
Reflü hastalığının teşhisinde en
önemli faktör hastanın bize anlattıklarıdır. Hastanın şikayetlerine
göre reflü olabileceği düşünülür. Muayenede ses tellerinde özellikle
arka tarafta kızarıklık ve tahriş olması reflü teşhisini
kuvvetlendirir. Reflüyü ispatlamak için bazı testler yapılabilir:

Yemek Borusunda 24 Saatlik Asit (pH) Tayini: Burundan sokulan bir
tüple yemek borusundaki asit tayini yapılır.

Endoskopik Muayene: Ağızdan girilerek yemek borusu ve mide
muayenesi yapılarak fazla asidin verdiği zararlar araştırılır

İlaçlı Film Çekilmesi: Hastaya ilaç yutturularak film
çekilir ve yemek borusu ya da midedeki yapısal anormallikler (mide
fıtığı gibi) tespit edilir.

Teşhis için genellikle hastanın şikayetleri ve muayene ile
yetinilmektedir. Laboratuar tetkiklerine her zaman başvurulmaz

Nasıl Tedavi Edilir?
Reflü tedavisinde 3 seçenek
vardır: Hastanın dikkat etmesi gerekenler, ilaç tedavisi ve cerrahi
tedavi.

 


  • Reflü hastalığı olan hastaların dikkat etmesi gerekenler
    şunlardır:

  • Sırt üstü yatmamak veya baş normalden daha yukarıda olacak
    şekilde yatmak (yüksek yastık)
  • Mideyi çok dolduracak kadar yememek
  • Asitli veya gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır (kola, gazoz,
    soda, bira gibi)
  • Yatmadan önceki 3 saat içerisinde yemek yenilmemeli ve çay,
    kahve,alkol, kolalı içecekler ile çikolata gibi besinler
    alınmamalıdır
  • Sigarayı bırakmak
  • Yemeklerden sonra hemen yatmamak
  • Fazla kiloları vermek
  • Mide asidini arttıran ilaçları almamak (özellikle aspirin ve
    bazı ağrı kesici ilaçlar)
  • Dar pantolon veya etek giymemek
  • Boğazda gıcık hissedildiğinde sürekli temizlemeye çalışmamak,
    su içerek veya yutkunarak gidermeye çalışmak
Reflü
hastalığında asit salgısını azaltan veya asitin zarar vermesini
önleyecek ilaçlar kullanılır. En çok kullanılan ilaçlar asit pompası
inhibitörü adı verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar en az 6 hafta hatta
bazen aylarca kullanılırlar. Doktorunuz bu ilaçların dozunu ve
süresini size göre ayarlayacaktır.

Reflü için bazen ameliyatlar da yapılır. Bu en çok mide fıtığı
için uygulanır. Bazen de ilaçlarla sonuç alınamadığı zaman mide ile
yemek borusu arasındaki kası kuvvetlendirmek için ameliyat
uygulanır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

25/2/2009 - Hangi renk gıdalar neye iyi geliyor?

Kategori: saglik


Yapılan son çalışmalar, günlük olarak 5 ve üzerinde renkli sebze ve meyve
tüketiminin sağlıklı yaşam için çok önemli olduğunu kanıtladı. Sebze ve meyvelerin sağladıkları vitamin, mineral, posa ve fitokimyasallar ile sağlığı geliştirdikleri, yaşlanmanın neden olduğu etkileri önledikleri, kanser ve kalp hastalıkları riskini azalttıkları belirlendi. İşte renklerine göre besinler ve yararları:

BEYAZ GIDALAR

Beyaz renkli besinler LDL kolesterolü düşürüp, kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Muz, armut, karnabahar, sarımsak, soğan, mantar, patates gibi beyaz renkli besinleri tüketerek kalp hastalıkları riskinizi minimuma indirmeniz mümkün.



MAVİ VE MOR

Mavi ve mor renkli besinler etkisini en çok hafıza üzerinde gösteriyor. Bu renkteki gıdalar pek çok kanser türüne (başta prostat kanseri olmak üzere) yakalanma riskini azaltıyor. Dolaşım sisteminin korunmasına ve sağlıklı yaşlanmaya da yardım ediyor. Erik, siyah üzüm, patlıcan, böğürtlen, incir, yaban mersini, lahana gibi besinleri yoğun tüketmeye özen gösterin uyarısında bulunuyor uzmanlar.

SARI VE TURUNCU

Sarı ve turuncu renkli besinler bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor. Göz ve kalp hastalıklarına karşı kalkan oluşturuyor. Portakal, şeftali, mango, kavun, havuç, ananas, üzüm, balkabağı, kayısı, sarı elma, mısır bu renk besinler arasında.

YEŞİL GIDALAR

Yeşil renkli besinler kemikleri koruyor, dişleri güçlendiriyor, göz sağlığına zarar gelmesini önlüyor. Bazı kanser türlerine yakalanma riskini de azaltıyor. Yeşil renkli gıdalar arasında kivi, ıspanak, brokoli, brüksel lahanası, marul, lahana, avakado, yeşil elma, salatalık, biber, taze soğan, roka gibi besinler yer alıyor.

KIRMIZI GIDALAR

Domates, kırmızı elma, çilek, karpuz, ahududu, kiraz, turp gibi kırmızı besinler sağlık açısından oldukça önemli. Kırmızı renkli besinlerin Alzheimer hastalığından korunmada başrolü oynadığı artık kanıtlandı. Kırmızı besinler, kalbin kan akımını düzenliyor ve üriner sistemin sağlığını da koruyor.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

25/2/2009 - Sarılık

Kategori: saglik
Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta göz aklarını bile sarıya boyaması ile ortaya çıkan
bir hastalık belirtisidir. Tıp dilinde ikter denilen sarılığın üç çeşidi vardır. - Hemolitik sarılıkKandaki alyuvarların tahrip olması sonucu safra, kana karışır. Hastanın idrar rengi normal, büyük tuvaleti ise koyudur. - Hepatik sarılık : Bir virüsün neden olduğu karaciğer iltihabıdır. Karaciğer hücreleri şişer ve safra yolları tıkanır. Belirtileri, yavaş yavaş görülür. Hastada ateş, iştahsızlık, ishal ve kusma vardır. En çok görülen sarılık çeşidi budur. - Obstrüktif sarılık : Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır. Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun, gövde, kol ve bacaklara kadar yayılır. İdrarın rengi sarı ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır.
karaciğer şişmesi Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür.
kusmak Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız yolu ile dışarı atmaya kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir. Kusmanın bir çok nedeni vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş yiyecekler, içki, gastrit ve ülser gibi mide hastalıkları, bazı besinlere karşı hassasiyet, bazı ilaçlar, kanser, mide kanaması, mide fıtığı, sinirlenme, migren, araç tutması, zehirlenme, kansızlık, sarılık, tiroid hastalıkları, hamilelik ve çocuklarda kabakulak, bademcik veya bağırsak hastalıkları sırasında kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, kusmanın nedenini belirlemektir. Tedavi nedene göre yapılır. Hasta kustuktan sonra, sırt üstü yatırılır. Birşey yedirilmez. Bir bardak buzlu su, yudum yudum içirilir.
safra kesesi iltihabı:Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır. - Müzmin safra kesesi iltihabı Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür. - Akut Safra Kesesi İltihabıBilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve bulantı görülür. Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir.
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

25/1/2009 - bitkisel ürünlerle evde yapabileceğiniz güzellik bakımı

Kategori: saglik

EVDE YAPABİLECEĞİNİZ BAKIM ÜRÜNLERİ

Havuç maskesi
normal cilt için
1 yumurta sarısı,yarım tatlı kaşığı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı dolusu havuç suyu iyice karıştırılır. Yüze uygulanır ve 15 dakika etkilemeye bırakılır.


Limon peelingi
yağlı cilt için
2 yemek kaşığı ince rendelenmiş limon kabuğu, 2 yemek kaşığı yulaf unu ve 6 yemek kaşığı dolusu buğday kepeği iyice karıştırılır ve biraz su eklenerek esnek bir lapa haline getirilir. Dairesel hareketlerle, 2-3 dakikalık bir süre boyunca cilt temizlenir. Sonra bolca ılık suyla yıkanır.




Bal ve yumurta maskesi
Zenginleştirici maddelerle cildi besler ve özellikle kuru ciltleri nemlendirir. Cildi yumuşak ve pürüzsüz yapar. Cilt için soğuk kış günlerinde gerekli olan nemi sağlar. Hazırlaması kolay olan bu karışım aynı zamanda oldukça ucuza mal olur.
Malzemeler:
• 1 çay kaşığı nemlendirici krem
• 1 yumurta
• 1 yemek kaşığı badem yağı
• 1 yemek kaşığı bal
Hazırlanışı: Yumurtanın beyazı ve sarısını ayırın. Yumurtanın sarısına damlalar halinde badem yağını ekleyerek karıştırın. Ardından yavaşça nemlendirici kremi ve balı katın. Yumurta beyazını da ayrı bir kapta hafifçe çırpın ve yumurta sarısını karşıma katıp tümünü sürülebilecek kıvama gelene kadar karıştırın.
Kullanımı: Karışımı, genişçe bir fırça veya pamukla yüz ve boyun bölgesine yayın ve en az yarım saat etkisini göstermesini bekleyin. Ardından ılık suyla yıkayın.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılar

MEVLİT KANDİLİ
Oscar ödül [Bu yazıyı izle]
Hamilelik Döneminde Nasıl Beslenmeli?
etimek tatlısı
KİVİLİ PASTAM
MAKARNA SALATASI
THY Uçağı Amsterdam'da Düştü
Land & Sea�s DYNOmite Chassis Dynamometer Systems combine
Precibalance
ÇİKOLATALI FRAMBUAZLI PASTA
THE LAST DAYS OF PRİVACY
Tuzlu pastane kurabiyesi
ISPANAKLI SUFLE
tüm köfteler
REFLÜ HASTALIĞI

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

teknobil38
asaf34
bordox
gezinti34
sungu06
gezgin34
asaf38
cigdem06
sude2001